![]() |
![]() |
| [ Ana Sayfa | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | E-Posta ] | |
| 2005, Cilt 68, Sayı 2, Sayfa(lar) 043-045 | |||
| [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Editöre E-Posta ] | |||
| BEŞYÜZ ONÜÇ BÖBREK BİYOPSİSİNİN KLİNİKOPATOLOJİK AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ | |||
| Sabahat ALIŞIR ECDER1, Işın KILIÇASLAN2, Tevfik ECDER1, Aydın TÜRKMEN1, Ayşim OZAARI2, Veli UYSAL2, Mehmet Şükrü SEVER1 | |||
| 1 İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı, Çapa, İstanbul 2 İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Çapa, İstanbul |
|||
| Anahtar Kelimeler: Böbrek biyopsisi, nefrotik sendrom, glomerülonefrit, Renal biopsy, nephrotic syndrome, glomerulonephritis | |||
| Özet | |||
Amaç: Böbrek biyopsisi, renal parenkimal hastalıkların tanısında ve tedavisinin belirlenmesinde kullanılan bir yöntemdir. Bu çalışmada böbrek biyopsisinin klinikopatoloji açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Bu çalışmada Kasım 1999 ile Mayıs 2004 arasında Nefroloji Bilim Dalı servisinde gerçekleştirilmiş olan 513 böbrek biyopsisi değerlendirilmeye alınmıştır. Biyopsilerin 444’ü (%86,5) nativ böbreklere ait iken, 69’u (%13,5) transplant biyopsisiydi. Bulgular: Nativ böbrek biyopsileri içinde en sık endikasyon nefrotik sendrom (n=140, %31,5) idi. Bunu patolojik idrar bulgusu (proteinüri ve hematüri) (n=116, %26,1) ve lupus nefriti (n=78, %17,6) izlemekteydi. En sık konan tanı lupus nefriti (n=54, %12,2) iken bunu IgA nefropatisinin (n=53, %11,9) ve kresentik glomerulonefritin (n=51, %11,5) takip ettiği görüldü. Transplant biyopsileri içinde en sık karşılaşılan tanının kronik allograft nefropatisi (n=38, %55,1) olduğu dikkati çekti. Sonuç: Sonuç olarak, 513 böbrek biyopsisinin değerlendirildiği bu çalışmada, en sık böbrek biyopsisi endikasyonunun nefrotik sendrom olduğu, primer glomeruler hastalıklar içinde en sık IgA nefropatisi ile, sekonder glomeruler hastalıklar içinde ise en sık lupus nefriti ile karşılaşıldığı dikkati çekmiştir. |
|||
| Giriş | |||
Böbrek biyopsileri renal parenkimal hastalıkların tanısında kullanılan ve altın standart olarak kabul edilen bir yöntemdir. Böbrek biyopsisi tanının konmasına ek olarak hastalığın prognozunun ve tedavisinin belirlenmesinde de yararlıdır. Ultrasonografi eşliğinde yapılan perkütan böbrek biyopsisi günümüzde güvenle ve yaygın olarak uygulanmaktadır 3,7. Bu çalışmada, İstanbul Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı servisinde yapılmış olan böbrek biyopsilerinin klinikopatolojik açıdan değerlendirilmesi amaçlanmıştır. |
|||
| Materyal ve Metod | |||
Kasım 1999 ile Mayıs 2004 tarihleri arasında Nefroloji Bilim Dalı servisinde toplam 513 böbrek biyopsisi gerçekleştirilmiştir. Böbrek biyopsileri ultrasonografi eşliğinde otomatik biyopsi iğneleri (16G) kullanılarak yapılmış ve her hastadan iki örnek alınmıştır. Örnekler serum fizyolojik içinde Patoloji Anabilim Dalı’na ulaştırılmıştır. Patologlar tarafından ışık mikroskopisi kullanılarak taze dokudan immünfloresan mikroskopik inceleme için 0,5 cm uzunluğunda korteks ayrılmış, kalan dokular Holland solüsyonunda fikse edilmiş ve rutin takip yöntemleriyle parafin bloklar elde edilmiştir. Işık mikroskopik inceleme için 2 lam HE (hematoksilen eosin), 2 lam PAS (periodic-acid- Schiff), 1 lam Masson trikrom, 1 lam PAS-M (periodic-acid silver metanamin) ve 1 lam Kongo kırmızısı ile boyanmıştır. İmmunfloresan mikroskopik inceleme için sıvı azotta şok dondurulan dokulardan kesit alınmış ve anti IgG, IgA, IgM, C3, C1q ve fibrinojen antikorları ile direkt immunfloresan yöntemle boyanmıştır. Nativ böbrek biyopsileri için en az 10 glomerül, transplant böbrek biyopsileri için ise en az 6 glomerül bulunması yeterli olarak kabul edilmiştir. Böbrek biyopsilerini takiben hiçbir hastada kan transfüzyonu veya cerrahi girişim gerektirecek hemoraji gelişmemiştir. |
|||
| Bulgular | |||
Biyopsilerin 444’ü (%86,5) nativ böbreklere ait iken, 69’u (%13,5) transplant biyopsisiydi. Hastaların yaş ortalaması 38,9 ± 15,4 olarak hesaplandı. Biyopsi yapılan hastaların 258’i (%50,3) erkek, 255’i (%49,7) ise kadın idi. Alınan biyopsilerde ortalama glomerül sayısı 21,4 ± 11,8 olarak bulundu. Alınan 10 biyopside (%1,9) materyal yetersizdi. Nativ böbrek biyopsisi indikasyonları arasında en sık olanı 140 hastada (%31,5) nefrotik sendrom idi. Bunu takiben 116 hastada (%26,1) proteinüri ve hematüri, 78 hastada (%17,6) lupus nefriti, 58 hastada (%13,1) vaskülit, 26 hastada (%5,9) düzelmeyen akut böbrek yetersizliği ve 26 hastada (%5,9) mikst nefrotik sendrom saptandı. Nativ biyopsiler arasında en sık karşılaşılan tanı olarak lupus nefriti (n=54, %12,2) dikkati çekti. Bunu sıklık sırasına göre IgA nefropatisi (n=53, %11,9) ve kresentik glomerulonefrit (n=51, %11,5) takip etmekteydi. Nativ böbrek biyopsilerinin tanıları Tablo 1’de sıklık sırasına göre gösterilmiştir.
Lupus nefriti tanısı konan 54 hastanın (14 erkek, 40 kadın) yaş ortalaması 30,2 ± 10,3 olarak bulundu. Bu hastalardaki en sık histopatolojik bulgu Dünya Sağlık Örgütü sınıflamasına göre diffüz proliferatif tip (%45) idi. Bunu takiben hastaların %24,5’inde membranöz, %12,2’sinde mezangioproliferatif, %12,2’sinde fokal segmental glomeruloskleroz ve %6,1’inde son dönem böbrek lezyonlarının olduğu lupus nefriti söz konusuydu. IgA nefropatisi tanısı konan 53 hastanın (38 erkek, 15 kadın) yaş ortalaması 35,0 ± 11,9 idi. Hastaların 8’inde (%15,1) kresentik formda IgA nefropatisi dikkati çekmekteydi. Kresentik glomerulonefrit tanısı konan 51 hastanın (25 erkek, 26 kadın) yaş ortalaması 36,2 ± 17,5 idi. Kresentik glomerulonefritin başlıca nedenleri olarak Wegener granulomatozu (n=14, %27,5) ve mikroskopik polianjiitis (n=14, %27,5) saptandı. Amiloidoz tanısı konan 47 hastanın (21 erkek, 26 kadın) yaş ortalaması 38,3 ± 17,7 olarak hesaplandı. Böbrek amiloidozunun en sık nedeni ailevi Akdeniz ateşi (n=15, %32) idi. Transplant böbrek biyopsileri içinde en sık biyopsi indikasyonu kronik allograft nefropatisi (n=54) şüphesi idi. Bu hastalarda klinik bulgular olarak çoğu kez proteinüri, hipertansiyon ve böbrek fonksiyon bozukluğu dikkati çekmekteydi. Transplant böbrek biyopsisi sonuçları arasında en sık karşılaşılan tanının kronik allograft nefropatisi (n=38, %55,1) olduğu görüldü. Bunu takiben 10 hastada (%14,5) akut rejeksiyon, 3 hastada (%4,3) fokal segmental glomeruloskleroz, 2 hastada (%2,9) amioloidoz (primer hastalığın nüksü), 2 hastada (%2,9) siklosporin nefrotoksisitesi ve 2 hastada da (%2,9) polyomavirus infeksiyonuna bağlı nefrotoksisite saptandı. |
|||
| Tartışma | |||
Perkütan böbrek biyopsisi, böbrek hastalıklarının tanısında ve tedavisinin belirlenmesinde kullanılan bir yöntemdir. Günümüzde, ultrasonografi eşliğinde güvenle yapılan perkütan böbrek biyopsilerinde komplikasyon riski çok düşüktür 3,7. Çalışmamızda nativ böbrek biyopsisi indikasyonu olarak en
sık nefrotik sendrom söz konusu idi. Biyopsi tanıları içinde ise lupus nefritinin en başta geldiği dikkati çekmektedir. Bu hastalar ön planda Romatoloji Bilim Dalı tarafından biyopsi yapılmak üzere yollanmışlardı. Yapılan çeşitli biyopsi çalışmalarında lupus nefritinin en başta gelen sekonder glomeruler hastalık olduğu görülmüştür 4,5. Olgularımızda sıklık açısından lupus nefritini takiben IgA nefropatisi dikkati çekmekteydi. IgA nefropatisi çeşitli biyopsi çalışmalarında da en başta gelen primer tanıyı oluşturmuştur 1,2,6. Bu araştırmada, yapılan böbrek biyopsileri arasında amiloidoz saptanan hastaların oranı %10,6 olarak hesaplandı. Bu oranın diğer çalışmalara göre daha yüksek olduğu belirlendi 1,4-6. Serimizde ailevi Akdeniz ateşi amiloidoz nedenlerinin %32’sini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, transplant biyopsilerinin tanılarına bakıldığında kronik allograft nefropatisinin en başta geldiği (%55,1) dikkati çekmektedir. Buna karşılık akut rejeksiyon tanısının oldukça nadir olduğu (%14,5) görülmektedir. Bunun nedeni, sadece Nefroloji Bilim Dalı servisinde yapılan biyopsilerin değerlendirmeye alınmış olmasıdır. Posttransplant erken dönemde Transplantasyon Ünitesi’nde yatan hastaların biyopsilerinin bilim dalımızda yapılmamış olması nedeniyle değerlendirmemizde akut rejeksiyon oranı geri plandadır. Sonuç olarak, 513 böbrek biyopsisinin klinikopatolojik açıdan değerlendirildiği bu çalışmada en sık biyopsi yapılma indikasyonun nefrotik sendrom olduğu dikkati çekti. En sık rastlanan primer glomerüler hastalık IgA nefropatisi ve en sık rastlanan sekonder glomerüler hastalık lupus nefriti idi. Transplant biyopsilerinde ise en sık tanı kronik allograft nefropatisi idi. Kliniğimizin biyopsi sonuçları literatürdeki sonuçlarla uyumluluk görünmektedir 2. |
|||
| Kaynaklar | |||
1) Chan KW, Chan TM, Cheng IKP. Clinical and pathological characteristics of patients with glomerular diseases at a university teaching hospital: 5-year prospective review. Hong Kong Med J 1999; 5:240-244.
2) Gesualdo L, Di Palma AM, Morrone LF, Strippoli GF, Schena FP, on behalf of the Italian Immunopathological Group, Italian Society of Nephrology. The Italian experience of the national registry of renal biopsies. Kidney Int 2004; 66: 890-894.
3) Hergesell O, Felten H, Andrassy K, Kühn K, Ritz E. Safety of ultrasound-guided percutaneous renal biopsy – retrospective analysis of 1090 consecutive cases. Nephrol Dial Transplant 1998; 13:975-977.
4) Iseki K, Miyasato F, Uehara H, Tokuyama K, Toma S, Nishime K, Yoshi S, Shiohira Y, Oura T, Tozawa M, Fukiyama K. Outcome study of renal biopsy patients in Okinawa, Japan. Kidney Int 2004; 66:914-919.
5) Rivera F, Lopez-Gomez M, Perez-Garcia R, on behalf of the Spanish Registry of Glomerulonephritis: Clinicopathologic correlations of renal pathology in Spain. Kidney Int 2004; 66: 898-904.
|
|||
| [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Editöre E-Posta ] | |||
|
|
![]() |
| [ Ana Sayfa | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | E-Posta ] |
sponsorluğunda ulaştırılmaktadır.