[ Ana Sayfa | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | E-Posta ]
2005, Cilt 68, Sayı 3, Sayfa(lar) 071-077
[ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Editöre E-Posta ]
İNMELİ OLGULARIN ÖZELLİKLERİ VE FONKSİYONEL DURUM SONUÇLARI
Nurten ESKİYURT, Ayşe YALIMAN, Meltem VURAL, Hande KIZILTAŞ, Nalan BÖLÜKBAŞ, Fatih ÇEŞME
İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Çapa, İstanbul
Anahtar Kelimeler: İnme, fonksiyonel durum, risk faktörleri, Stroke, functional outcomes, risk factors
Özet
Amaç: Çalışmamızın amacı, inme sonrası kliniğimize başvuran hastaların demografik özelliklerini ve fonksiyonel durumlarını belirlemek ve fonksiyonel durumlarını etkileyebilecek faktörleri değerlendirmekti.

Gereç ve yöntem: İnme birimimize başvuran 193 inmeli hastanın demografik özellikleri, inme etyolojileri, inme risk faktörleri ve fonksiyonel durumları değerlendirildi. Fonksiyonel durum ölçütleri olarak, Barthel İndeksi (Bİ) ve Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçütü (FBÖ) kullanıldı. Ortalama ve standart deviasyonların karşılaştırılmasında “Student’s t test” ve “ANOVA”, korelasyon değerlendirmeleri için “Pearson korelasyon analizi” yöntemleri uygulandı.

Bulgular: İnme birimimize başvuran hastaların yaş ortalamaları 61,43 ± 12,72 yıl olup, kadın ve erkek grupları nda yaş ortalamaları, hemisfer tutulumu, inme etyolojileri açısından fark belirlenmemiştir (p>0,05). Olguların %53,9’unda, erkeklerin %54,7’si ve kadınların %53,12’sinde dominant hemisfer hasarı saptanırken, tüm olguların %66,3’ünde iskemik etyoloji saptandı. Kadın ve erkeklerde inme etyolojisi açısından farklılık yoktu (p>0,05). İnmeli olgularda en sık görülen komorbid hastalık hipertansiyon (%72) olup, bunu kardiyovasküler hastalıklar, diabet ve geçirilmiş iskemik atak izliyordu. FBÖ alt gruplarından kendine bakım, transfer, hareket, tekerlekli iskemle kullanımı, toplam FBÖ skoru ve Bİ skor ortalamaları kadınlarda erkeklere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0,05). FBÖ alt gruplarından sfinkter kontrolü, transfer, hareket, sosyal durum, FBÖ toplam skor ve Bİ skor ortalamaları dominant hemisfer lezyonu olanlarda dominant hemisfer lezyonu olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşüktü (p<0,05). Toplam FBÖ skor ve Bİ skor ortalama değerleri inmeden sonraki 7. aydan sonra ilk 3 ay değerlerine kıyasla istatistiksel olarak anlamlı olarak daha yüksekti (FBÖ için p<0,05; Bİ için p= 0,001). Eğitim düzeyi, meslek, inme etyolojilerine göre toplam FBÖ, FBÖ alt grup ve Bİ skor ortalamalarında istatistiksel düzeyde anlamlı farklılık yoktu (p>0,05). Çalışmamızda olgularımızın yaş ile toplam FBÖ skorları arasında negatif korelasyon bulunmaktaydı (r= 0,281, p<0,01). Kliniğimizde yatırılarak rehabilite edilen olgularda yatış günü başına FBÖ kazancı 0,32 ± 0,62 olup; yatış süresi ile toplam FBÖ, Bİ ve FBÖ kazancı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır ( p>0,05).

Sonuç: Kadın ve erkeklerde inme etyolojisi açısından farklılık olmayıp, inmeli olgularımızda en sık görülen komorbid hastalık hipertansiyondur; bu da inmeli hastalarda risk faktörlerinin modifikasyonunun önemini göstermektedir. İnme etyolojisi ve tutulan taraf farkı olmaksızın, tüm hastalarımız çeşitli düzeylerde fonksiyonel bağımlılık göstermekte, dominant hemisfer lezyonu olan hastalar, dominant hemisfer lezyonu olmayan hastalardan, fonksiyonelliğin çeşitli yönleri ve bağımsızlık açısından daha olumsuz etkilenmektedirler. Toplam FIM skorlarının yaş ile ters ilişkili bulunmuş olması, inmeli hastalarda fonksiyonel bağımlılığın ilerleyen yaşla arttığını göstermektedir. Erken dönemde motor, sonraki aylarda fonksiyonel iyileşmeyle devam eden kazançların rehabilitasyon programları ile desteklenmesi uygundur.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Serebrovasküler atak yaşamı tehdit eden en sık nörolojik hastalıktır. Kalp hastalıkları ve kanserden sonra ölüm nedeni olarak 3. sırada olup morbidite açısından da 1. sırada yer almaktadır 4. Yaşlanan populasyonda hastalık insidansı da kademeli olarak artmaktadır 8. İnmeli hastaların %10’u ilk 1 ay içerisinde kendiliğinden iyileşmektedir; diğer %10’luk bölüm tedaviye yanıt vermezken, hastaların %80’i rehabilitasyon adayıdır. İnmeli hastaların rehabilitasyonundaki amaç hastanın en kısa zamanda optimal fonksiyonel kapasitesini ve bağımsızlığını kazanmasını sağlamaktır 8.

    İnme rehabilitasyon ünitelerinin önemi de buna paralel olarak artmaktadır 1. İnme ile ilgili birçok çalışma yapılmasına rağmen, hala risk faktörleri tam olarak bilinmemekte olup; çeşitli çelişkiler tartışılmaktadır 10. Yaş ve yaş ile birlikte görülen komorbid faktörleri birbirinden ayırmak güçtür. İskemik kalp hastalıkları, hipertansiyon, diabet ve kognitif bozukluklar fonksiyonel durum üzerine olumsuz etki gösterirler 1. Tamamlanmış bir inme nedeniyle oluşan sekelleri geriye döndürebilen medikal tedavi henüz yoktur. Bu nedenle risk faktörlerinin ve risk faktörlerinden korunmanın bilinmesi son derecede önemlidir 4.

    Rehabilitasyon potansiyeli bulunan hastaların, motor ve fonksiyonel durumlarının belirlenmesi, rehabilitasyon hedeflerinin çizilmesi açısından önemlidir 3,23.

    Bu nedenle güvenilir, duyarlı ve standart yöntemlerin kullanılması gerekir. Fonksiyonel durum değerlendirilmesinde Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçütü (FBÖ) ve Barthel İndeks (Bİ) özürlülük skalaları yaygın olarak kullanılmaktadır 9.

    Çalışmamızın amacı, inme sonrası kliniğimize başvuran hastaların özelliklerini ve fonksiyonel durumlarını etkileyebilecek faktörleri değerlendirmekti.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Materyal ve Metod
    İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı İnme birimimize başvuran 193 inmeli hastanın demografik özellikleri, leze hemisferlerin dominant ve non-dominant olması, inme etyolojileri, inme risk faktörleri ve fonksiyonel durumları değerlendirildi. Fonksiyonel durum ölçütleri olarak Barthel İndeksi (Bİ) ve Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçütü (FBÖ) kullanıldı.

    Bİ ve FBÖ fonksiyonel değişiklikleri belirleme ve izlemde en sık kullanılan özürlülük ölçütleridir. Çeşitli hasta gruplarında ve çeşitli toplumlarda geçerlilik ve güvenirliği ispatlanmış olan Bİ, temel olarak mobilite ve kendine bakım aktivitelerini değerlendirir. Bİ, 10 bölüm içerir ve beslenme, transfer, kendine bakım, tuvalet kullanımı, banyo, hareket, tekerlekli sandalye kullanımı (uygunsa), merdiven inip-çıkma, giyinme, barsak ve mesane kontrolünü içerir. Toplam puan 0–100 arasındadır 21,28. Toplumumuz için geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır 20. FBÖ, 13 fiziksel (veya motor), 5 sosyal-kognitif durum içeren, 18–126 (tüm alanlarda bağımlı- tüm alanlarda tamamen bağımsız) puan aralığında değerlendirme yapan ölçüttür 16,12. Kendine bakım, sfinkter kontrolü, transfer, hareket, iletişim, sosyal ilişki ve kognitif durumu değerlendiren 7 aşamalı skaladan meydana gelmektedir. Bununla birlikte FBÖ skorları 3 şekilde sunulabilir: 1- Toplam skor, 2- Motor ve kognitif alan skoru 3- 6 alt grup (kendine bakım, sfinkter kontrolü, transfer, tekerlekli iskemle, iletişim, sosyal durum) 12. FBÖ’nün Bİ ile karşılaştırıldığında daha duyarlı olduğu bulunmuştur ve inme sonrası fonksiyonel durumun önemli parçası olan iletişim ve kognitif fonksiyonların değerlendirilmesini içerir 16,25,34. Toplumumuza adaptasyon çalışması yapılmış; inmeli hastalarda geçerli ve güvenilir olduğu gösterilmiştir 19.

    Çalışmamızda istatistiksel değerlendirme için “SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 10.00 for Windows” programı kullanıldı (SPSS Inc., Chicago, Illinois, ABD). Ortalama ve standart deviasyonların karşılaştırılmasında “Student’s t test” ve “ANOVA”, korelasyon değerlendirmeleri için “Pearson korelasyon analizi” yöntemleri uygulandı.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Bulgular
    İnme birimimizde değerlendirilen 193 inmeli olgunun 98’i kadın (% 50,8), 95’i erkek (%49,2) olup, olguların özellikleri tablo 1’de gösterilmiştir. Olgular etkilenen hemisferlere göre gruplandırıldıklarında, 104’ünde (%53,9) dominant, 89’unda (%46,1) dominant olmayan hemisfer hasarı mevcuttu (Şekil 1). Kadınların %53,12’sinde, erkeklerin %54,7’sinde dominant hemisfer hasarı bulunmaktaydı (p>0,05). İnme etyolojilerine göre olgularımızın 128’inde (%66,3) serebral iskemi, 40’ında (%20,7) intraserebral hemoraji, 3’ünde (%1,6) subaraknoid hemoraji yer almaktaydı. 22 olguda (%11,4) yeterli etyolojik veri bulunmamaktaydı. Ayrıca, kadın ve erkek inmeli hastalarda inme etyolojilerine göre farklılık yoktu (p>0,05). Özgeçmişlerinde, 139 hasta (%72) hipertansiyon, 56 hasta (%29) kardiyovasküler hastalık (koroner kalp hastalığı, konjestif kalp yetmezliği, sol ventrikül hipertrofisi, atrial fibrilasyon, mitral anulus kalsifikasyonu), 50 hasta (%25,9) diabet, 40 hasta (%20,7) geçirilmiş iskemik atak olduğunu belirtmişlerdi, 59 hastada (%30,4) sigara kullanımı varken 134 hastada (%69,6) sigara kullanımı yoktu. Kadınların 19’u (%19,4), erkeklerin 40’ı (%42,1) sigara kullandığını belirtmişlerdi.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 1: İnmeli olguların özellikleri


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Sekil 1: İnmeli hastaların etkilenen hemisferleri.

    Olguların %46,6’sı (n=90) serebrovasküler ataktan sonraki ilk 3 ay içinde, %14,5’i (n=28) 4-6, ayda, %19,2’si (n=37) 7-12, ayda, %19,7’si (n=38) 13, ay ve sonrasında polikliniğimize başvurmuşlardı.

    Çalışmamızda olgularımızın yaş ile toplam FBÖ skoru arasında negatif korelasyon bulunmaktaydı (r= 0,281, p<0,01).

    FBÖ alt gruplarından kendine bakım, transfer, hareket, tekerlekli iskemle kullanımı, toplam FBÖ skoru ve Bİ skor ortalamaları kadınlarda erkeklere kıyasla istatistiksel düzeyde daha düşüktü (p<0,05) (Tablo 2).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 2: Kadın ve erkek inmeli hastalarda FBÖ alt grup, FBÖ toplam ve Bİ skor ortalama değerleri

    FBÖ alt gruplarından sfinkter kontrolü, transfer, hareket, sosyal durum, FBÖ toplam skor ve Bİ skor ortalamaları dominant hemisfer lezyonu olanlarda dominant hemisfer lezyonu olmayanlara göre istatistiksel olarak düşüktü (p<0,05) (Tablo 3).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo 3: Dominant ve dominant olmayan hemisfer lezyonlu hastalarda FBÖ alt grup, FBÖ toplam ve Bİ skor ortalama değerleri

    Dominant hemisfer lezyonu olan kadınların dominant lezyonu olmayan kadınlara göre FBÖ sosyal ve Bİ skor ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı ölçüde daha düşüktü. Dominant lezyonu olan erkek hastaların ise FBÖ sfinkter, transfer, hareket, iletişim, sosyal, toplam FBÖ ve Bİ skor ortalamaları dominant lezyonu olmayan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulundu (p<0,05). 193 inmeli hastanın, toplam FBÖ skor ve Bİ skor ortalama değerleri inmeden sonraki 7, aydan sonra ilk 3 ay değerlerine kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksekti (FBÖ için F: 3,99, p<0,05; Bİ için F: 5,99, p= 0,001).

    Eğitim düzeyi (Şekil 2), meslek, inme etyolojilerine göre toplam FBÖ, FBÖ alt grup ve Bİ skor ortalamalarında istatistiksel düzeyde anlamlı farklılık yoktu (p>0,05). Ayrıca, kadın ve erkek inmeli hastaların mesleklerine göre toplam FBÖ, FBÖ alt grup ve Bİ skor ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0,05).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Sekil 2: Eğitim düzeyine göre FBÖ toplam ve Bİ skor ortalamalarının gösterilmesi.

    Motor FBÖ, fonksiyonel FBÖ, toplam FBÖ ve Bİ skorları arasında ise pozitif, anlamlı bir ilişki vardı (sırasıyla r= 0,860, r= 0,560, r= 0,848, p<0,001) (Şekil 3).


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Sekil 3: Toplam FBÖ ve Bİ arasındaki korelasyon.

    Yatırılarak rehabilitasyon programına alınan hastalarda ortalama yatış süresi 32,54 ± 20,77 gün (median: 28 gün, minimum: 9 gün, maksimum: 144 gün); yatış ve çıkış FBÖ toplam skor değerleri ortalamaları sırasıyla; yatış 81,40 ± 31,11, çıkış 89,84 ± 30,53 idi ve ortalamalar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı (p<0,001) olup; yatış günü başına FBÖ kazancı ortalama 0,32±0,62 idi. Yatan hastalarımızda yatış süresi ile toplam FBÖ, Bİ ve FBÖ kazancı arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (r= 0,112, p>0,05). Ayrıca, kliniğimizde yatarak rehabilite edilen hastaların inme sürelerine göre toplam FBÖ ve Bİ skor ortalamaları arasında farklılık yoktu (FBÖ için: F: 1,51, p>0,05; Bİ için F: 1,15, p>0,05).

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Tartışma
    İnme sonrası iyileşmenin doğal seyrinin ve prognozunun bilinmesi, doktorların ve diğer sağlık personelinin hastaları daha etkili ve uygun bir şekilde tedavi etmelerini sağlar. İnme sonrası özürlülüğün değerlendirilmesinde kullanılan tüm ölçütler; günlük yaşam aktivitelerini ortaya koyarlar. Bİ ve FBÖ gibi sık kullanılan günlük yaşam aktivitesi ölçütleri, fonksiyonel bağımsızlık düzeyinin önemli göstergeleridir 14.

    İnme sık görülen ileri yaş hastalığıdır. Özürlülüğün ve komorbiditenin artışında ilerleyen yaşın kuvvetli bir ilgisi olduğu gerçeğine karşı çok az çalışma yaşın sonuçlar üzerine etkisini incelemiştir. Hankey ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmada 152 hastanın inme sonrası 5, yıl sonundaki ölüm, hastanede kalış ve özürlülüklerinin en önemli belirleyicileri arasında ileri yaş da yer almaktadır 14. Lin ve arkadaşları yaptıkları çalışmada hastaneden çıkış FBÖ skorlarının yaşla negatif orantılı olduğunu belirtmişlerdir 22. Bizim çalışmamızda da olgularımızın yaş ile toplam FBÖ skoru arasında negatif ilişki bulunmaktaydı. Hachisuka ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada, inmeli kadın ve erkek hastalar arasında motor fonksiyon bakımından anlamlı düzeyde farklılık olmamasına rağmen, inmeli hastalar arasında erkek olguların FBÖ skorları, kadınlara göre daha düşük olma eğiliminde bulunmuştur. Bunun nedeni, erkek olguların günlük yaşam aktiviteleri sırasında çevresindekilerden daha fazla ilgi ve yardım görüyor olmalarına bağlanmıştır 13.

    Carod-Artal ve arkadaşlarının yapmış oldukları çalışmada ise erkek ve kadın inmeli hastalar karşılaştırıldığında Bİ ortalama skorunun kadınlarda daha düşük olduğu bulunmuştur 5. Yine aynı çalışmada kadın hastaların özellikle ev hanımı olanlarında Bİ skor ortalamaları daha düşüktü. Bizim olgularımızın da %40,9’u ev hanımıydı. Çalışmamızda FBÖ ve Bİ skor ortalamaları inmeli kadın hastalarda istatistiksel düzeyde daha düşüktü. Ancak kadın hastaların özellikle ev hanımı olanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu.

    Eğitim durumu incelendiğinde kliniğimize başvuran inmeli hastaların büyük çoğunluğunu (%50,8) ilkokul mezunları oluşturmaktaydı. Eğitim düzeyleri farklı grupların FBÖ ve Bİ ortalamaları arasında eğitim düzeyi açısından anlamlı farklılık saptanmadı. Doğan ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmada da eğitim düzeyleri ve Bİ ortalama skorları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır 8.

    İnme subtipleri farklı insidans ve prognoza sahiptir. Bu nedenle inme rehabilitasyonun izleminde subtipleri belirlemek önemlidir 30. Zhang ve arkadaşları yaptıkları çalışmada, iskemik inme sıklığı %62,4 olarak saptanmıştır 35. Ülkemizde yapılan bir çalışmada hastaların %70’inde inme etyolojisi iskemik; % 23’ünde hemorajik olarak belirlenmiştir 8. Bizim çalışmamızda, inme etyolojilerine göre olgularımızın 128’inde (%66,3) serebral iskemi, 40’ında (%20,7) intraserebral hemoraji, 3’ünde (%1,6) subaraknoid hemoraji yer almaktaydı. 22 olguda (%11,4) yeterli etyolojik veri elde edilemedi; hastaların kapsamlı epikrizlerinin olmayışı veya başvuruda yanlarında bulundurmamaları klinik çalışmalar açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır.

    Çalışmamızda hastaların %72’sinde hipertansiyon, %29’unda kardiyovasküler hastalık, %25,9’unda diabet, %20,7’sinde geçirilmiş iskemik atak mevcuttu. Yapılan çalışmaların çoğunda hipertansiyonun en önemli risk faktörü olduğu bulunmuştur 4. Feigin ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada iskemik inmeli hastalar arasındaki en sık gözlenen risk faktörü olarak arteryel hipertansiyon sıklığı %84,8 olarak verilmiştir 10. Diğer bir çalışmada da hipertansiyonun en önemli değiştirilebilir risk faktörü olduğu vurgulanmıştır 27.

    İnmede diğer önemli risk faktörü kalp hastalıkları ve çoğu zaman hipertansiyonla birlikte olan aterosklerotik kalp hastalıklarıdır 31. İskemik orjinli inme olguları ve koroner kalp hastalığı ortak risk faktörlerine ve patogenetik özelliklere sahiptir. Koroner kalp hastalığı olan hastalardaki anjina pektoris şiddeti ile inme gelişme riski arasında ilişki vardır 29. Bizim çalışmamızda hastaların kardiyovasküler hastalık sıklığını %29 olarak saptadık.

    Diabet, sistemik serebral damarlar üzerinde önemli etkilere sahip metabolik bir hastalık olup; iskemik inme insidansı ve şiddeti de diabetle birlikte artış gösterir. Akut inmeli hastaların 1/3’ünden fazlasında hiperglisemi mevcuttur 2. Diğer bir çalışmada da iskemik inmeli olguların %37-42’si tek başına diabete ya da diabetle hipertansiyonun kombinasyonuna sahiptir denilmektedir 18. Bizim olgularımızın da %25,9’unda tek başına diabet, %27,8’inde diabet ve hipertansiyon birlikte mevcuttu.

    Hastalarımızın %20,7’i daha önceden geçirilmiş iskemik atakları olduğunu belirtmişlerdi. Geçici iskemik atak, hem miyokardial infarkt hem de inme için önemli ve bağımsız bir risk faktörüdür. Geçici iskemik atak öyküsü olan hastalarda inme riski Howard ve ark,’nın çalışmasında %4 olarak bildirilmiştir 17; bir başka çalışmada ise geçici iskemik atak sonrası inme riski ilk 3 ay içinde %10–20 kadardır ve özellikle ilk haftalardaki risk yüksektir 33. Buna rağmen geçici iskemik atak geçiren bireylerde yapılan çalışmalarda 10-15 yıl sonra bile major vasküler hastalık geçirme riskinin yüksek olduğu ve dolayısı ile koruyucu tedavilerin uzun dönemde de sürdürülmesi gerektiği bildirilmiştir 6.

    Yapılan birçok çalışmada sigara kullanımının inmede önemli bir risk faktörü olduğu söylenmektedir 15. Feigin ve arkadaşlarının yapmış oldukları çalışmada iskemik inme riskinin, sigara kullananlarda, kullanmayanlara göre daha yüksek olduğu vurgulanmış ve sigara içme sıklığı %35,4 olarak belirtilmiştir 10. Bizim olgularımızda %30,4’ünde sigara kullanımı mevcuttu ve kadınların %19,4’ü, erkeklerin %42,1’i sigara kullandığını belirtmişlerdi.

    Yapılan çalışmalarda, lezyonun etkilediği hemisferle fonksiyonel sonuçlar arasında çelişkili bulgular mevcuttur 24. Pantano ve arkadaşlarının yapmış oldukları çalışmada iskeminin dominant hemisfer lezyonu olup olmaması, lezyon hacmi ve lokalizasyonu ile motor kayıp şiddeti arasında bir ilişki tespit etmemişlerdir 26. Aksine, Macciocchi ve arkadaşlarının çalışmasına göre, dominant hemisferdeki ve kortikal seviyedeki lezyonlar daha iyi fonksiyonel iyileşme göstermektedirler 24. Bizim çalışmamızda ise dominant hemisfer lezyonu olan hastaların FBÖ ve Bİ toplam skor ortalamalarını, dominant hemisfer lezyonu olmayanlara kıyasla düşük olarak saptadık. Çalışmamızda 193 inmeli hastanın toplam FBÖ skor ve Bİ skor ortalama değerlerinin inmeden sonraki 7, ayda ilk 3 aydaki değerlere kıyasla daha yüksek olduğunu saptadık. Ancak yatarak rehabilite edilen 93 hastanın toplam FBÖ ve Bİ skor ortalamalarında inme sürelerine göre bir farklılık saptamadık. Dam ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada 51 inmeli hasta 2 yıla kadar periyodik olarak yapılan rehabilitasyon programlarına katılmışlardır. 2. yılın sonunda hastaların günlük yaşam aktivitelerinde düzelme ve Bİ skorlarında artma olduğunu saptanmıştır 7.

    Yatırılarak rehabilite edilen olgularımızın, yatış ve çıkış FBÖ toplam skor değerleri ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı (p<0,001) olup; yatış günü başına FBÖ kazancı ortalama 0,32±0,62 idi. Benzer şekilde Greenberg ve arkadaşları da rehabilitasyon sonrası kontrol ettikleri hastalarda yatış ve çıkış FBÖ skorları arasında anlamlı artış saptamışlardır (11). Çalışmamızdaki yatan hastalarda ortalama yatış süresini 32,54 ± 20,77 gün gibi kısa bir süre olarak saptadık. Wang ve arkadaşları da hastanede kalış süresi kısa olan hastaların Barthel indekslerini daha yüksek bulmuşlardır 32. Bizim çalışmamızda toplam FBÖ ve Bİ düzeyleri ortalamaları sırasıyla 92,27 ± 2,15 ve 56,79 ± 2,05 idi. Yatırılarak izlenen olgularda toplam FBÖ ve Bİ düzeyleri ortalamaları sırasıyla 82,89 ± 3,1 ve 47,59±2,7 olup; toplam FBÖ ve Bİ düzeyleri ortalamaları sırasıyla 89,83 ± 3,87 ve 57,32 ± 5,05’a çıkmıştır, Yapılan bir çalışmada da 142 inmeli hastada 6.ay sonunda FBÖ ile değerlendirmede %16,2 hastada fonkiyonel bağımsızlığın tamamen kazanıldığı tespit edilmiştir 22.

    Çalışmamızın sonuçları ele alındığında orta yaş ve üzerindeki kişilerde en sık özürlülük nedeni olan inme, hastaların fonksiyonel aktivite performansları üzerine olumsuz etki yapmaktadır. İnmeli hastalarda risk faktörlerinin belirlenmesi zor olmayıp modifiye edilmesi önem taşımaktadır. İnme etyolojisi, tutulan taraf farkı olmaksızın, tüm hastalar çeşitli düzeylerde fonksiyonel bağımlılık göstermekte; dominant hemisfer lezyonu olan hastalar fonksiyonelliğin çeşitli yönleri ve bağımsızlık açısından dominant hemisfer lezyonu olmayan hastalara kıyasla daha olumsuz etkilenmektedirler; hastaların ilerleyen yaşla bağımlılık düzeyleri artmakta, ancak tüm hastaların zaman içinde ve rehabilitasyon programları sonunda fonksiyonel kazançları olmaktadır. Kliniğimize başvuran inmeli olguların özellikleri dünya literatürü ile uyumlu olup rehabilite edilen hastalarımız yine literatürle uyumlu düzeyde fonksiyonel kazanç sağlamışlardır. İnme geçiren hastaların özelliklerinin, risk faktörlerinin ve fonksiyonel durumlarının dikkatle ve erken dönemde ele alınması ve multidisipliner ayrıntılı rehabilitasyon programlarının düzenlenmesi gerektiğini vurgulamaktayız.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Bagg S, Pombo AP, Hopman W. Effect of age on functional outcomes after stroke rehabilitation. Stroke 2002; 33: 179–185.

    2) Baird TA, Parsons MW, Barber PA, Butcher KS, Desmond PM, Tress BM, Colman PG, Jerums G, Chambers BR, Davis SM. The influence of diabetes mellitus and hyperglycaemia on stroke incidence and outcome. J Clin Neurosci 2002; 9: 618–626.

    3) Bitensky NK, Mayo N, Cabot R, Becker R, Coopersmith H. Motor and functional recovery after stroke: Accuracy of physical therapists’ predictions. Arch Phys Med Rehabil 1989; 70: 95–99.

    4) Brandstater ME. Stroke rehabilitation. In: DeLisa JA, Gans BM, eds. Rehabilitation Medicine. Third Ed. Philadelphia: Lippincott- Raven Publishers, 1998; 1165–1189.

    5) Carod-Artal J, Egido JA, Gonzalez JL, Seijas V. Qulity of life among stroke survivors evaluated 1 year after stroke unit. Stroke 2000; 31: 2995–3006.

    6) Clark TG, Murphy MF, Rothwell PM. Long term risks of stroke, myocardial infarction, and vascular death in \"low risk\" patients with a non-recent transient ischaemic attack. J Neurol Neurosurg Psychiatry 2003; 74: 577–580.

    7) Dam M, Tonin P, Casson S, Ermani M, Pizzolato G, Iaia V, Battistin L. The effects of long-term rehabilitation therapy on poststroke hemiplegic patients. Stroke 1993; 24: 1186–1191.

    8) Doğan A, Nakipoğlu GF, Aslan DM, Kaya ZA, Özgirgin N. The rehabilitation results of hemiplegic patients. Turk J Med Sci 2004; 34: 385–389.

    9) Dromerick AW, Edwards DF, Diringer MN. Sensitivity to changes in disability after stroke: A comparison of four scales useful in clinical trials. J Rehabil Res Dev 2003; 40: 1-8.

    10) Feigin VL, Wiebers DO, Nikitin YP, O’Fallon WM, Whisnant JP. Risk factors for ischemic stroke in a Russian Community: A population-based case control study. Stroke 1998; 29: 34–39.

    11) Greenberg E, Treger J, Ring H. Post-stroke follow-up in a rehabilitation center outpatient clinic. Isr Med Assoc J 2004; 6: 603–606.

    12) Grimby G, Andren E, Daving Y, Wright B. Dependence and percieved difficulty in daily activities in community-living stroke survivors 2 years after stroke. Stroke 1998; 29: 1843–1849.

    13) Hachisuka K, Tsutsui Y, Furusawa K, Ogata H. Gender differences in disability and lifestyle among community-dwelling elderly stroke patients in Kitakyushu, Japan. Arch Phys Med Rehabil 1998; 79: 998–1002.

    14) Hankey GJ, Jamrozik K, Broadhurst RJ, Forbes S, Anderson CS. Long-term disability after first-ever stroke and related prognostic factors in perth community stroke study, 1989–1990. Stroke 2002; 33: 1034–1040.

    15) Herlitz J, Holm J, Peterson M, Karlson BW, Evander MH, Erhardt L. Factors associated with development of stroke longterm after myocardial infarction: experiences from the LoWASA trial. J Intern Med 2005; 257: 201–207.

    16) Hermann N, Black SE, Lawrance RN, Szekely C. The Sunnybrook Stroke Study. Aprospective study of depressive symptoms and functional outcome. Stroke 1998; 29: 618–624.

    17) Howard G, Evans GW, Crouse JR III, Toole JF, Ryu JE, Tegeler C, Frye-Pierson J, Mitchell E, Sanders L. Aprospective reevaluation of transient ischemic attacks as a risk factor for death and fatal or nonfatal cardiovascular events. Stroke 1994; 25: 342–345.

    18) Kissela BM, Khoury J, Kleindorfer D, Woo D, Schneider A, Alwell K, Miller R, Ewing I, Moomaw CJ, Szaflarski JP, Gebel J, Shukla R, Broderick JP. Epidemiology of ischemic stroke in patients with diabetes: the Greater Cincinnati/Northern Kentucky Stroke Study. Diabetes Care 2005; 28: 355–359.

    19) Küçükdeveci AA. İnmeli hastalarda fonksiyonel değerlendirme. Hemipleji ve Rehabilitasyonu sempozyumu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara, 8–9 Ekim 1999.

    20) Küçükdeveci AA, Yavuzer G, Tennant A, Süldür N, Sonel B, Arasıl T. Adaptation of modified Barthel Index for use in physical medicine and rehabilitation in Turkey. Scand J Rehabil Med 2000; 32; 29: 87–92.

    21) Law M, Lextts L. Acritical review of scales of daily living. Am J Occup Ther 1989; 43: 522–528.

    22) Lin JH, Hsiao SF, Chang CM, Huang MH, Liu CK, Lin YT. Factors influencing functional independence outcome in stroke patients after rehabilitation. Kaohsiung J Med Sci 2000; 16: 351- 359.

    23) Lindmark B, Hamrin E. Evaluation of functional capacity after stroke as a basis for active intervention. Presentation of a modified chart for motor capacity assessment and its reliability. Scand J Rehabil Med 1988; 20: 103–109.

    24) Macciocchi SN, Diamond PT, Alves WM. Ischemic stroke: relation of age, lesion location, and initial neurologic deficit to functional outcome. Arch Phys Med Rehabil 1998; 79: 1255–1257.

    25) Mayo NE, Korner-Bitensky NA, Becker R. Recovery time of independent function post-stroke. Am J Med Rehabil 1991; 70: 5–12.

    26) Pantano P, Formisano R, Ricci M, Di Piero V, Sabatini U, Di Pofi B, Rossi R, Bozzao L, Lenzi GL. Motor recovery after stroke. Morphological and functional brain alterations. Brain 1996; 119: 1849–1857.

    27) Pinto A, Tuttolomondo A, Di Raimondo D, Fernandez P, Licata G. Cerebrovascular risk factors and clinical classification of strokes. Semin Vasc Med 2004; 48: 287–303.

    28) Shah S. Inprasie of the Brometric and psychometric qualities of the Barthel Index. Physiotherapy 1994; 80: 769–779.

    29) Tanne D, Shotan A, Goldbourt U, Haim M, Boyko V, Adler Y, Mandelzweig L, Behar S. Severity of Angina pectoris and risk of ischemic stroke. Stroke 2002; 33: 245–250.

    30) Thrift G, Dewey MH, Macdonel RA, McNeil JJ, Donnan GA. Incidence of the major stroke subtypes. Stroke 2001; 32: 1732–1738.

    31) Vasan RS, Massaro JM, Wilson PW, Seshadri S, Wolf PA, Levy D, D’Agostino RB. Antecendent blood pressure and risk of cardiovascular disease: the Framingham Heart Study. Circulation 2002; 105: 48–53.

    32) Wang WY, Chang JJ, Sung YT, Lin YT. The relationship between functional recovery one year after a stroke and related factors. Gaoxiong Yi Xue Ke Xue Za Zhi 1991; 7: 136–143.

    33) Weir NU, Demchuk AM, Buchan AM, Hill MD. Stroke prevention. Matchining therapy to the patient with TIA. Postgrad Med 2005; 117: 26–30.

    34) Woo J, Kay R, Yuen RK, Nicholls MG. Factors influencing long term survival and disability among three-month stroke survivors. Neuroepidemiology 1992; 11: 143–150.

    35) Zhang LF, Yang J, Hong Z et al. Proportion of different subtypes of stroke in China. Stroke 2003; 34: 2091–2096.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Editöre E-Posta ]


    "Türkmedline Ulusal Atıf İndeksi"ne dahil dergilerde aldığı atıflar:
    Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi
    ALTINAY GÖKSEL KARATEPE, TACİSER KAYA, NESRİN ŞEN, REZZAN GÜNAYDIN, MUHTEŞEM GEDİZLİOĞLU
    İNMELİ HASTALARDA RİSK FAKTÖRLERİ VE FONKSİYONEL BAĞIMSIZLIK İLE İLİŞKİSİ
    THE RISK FACTORS IN PATIENTS WITH STROKE AND RELATIONS WITH FUNCTIONAL INDEPENDENCE

    Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi 2007; 53(3): 89 - 93.
    [ÖZET]
    Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi
    AYŞE NUR BARDAK, SEDEF ERSOY, ZEYNEP AKCAN, BETÜL KAYA, ÇAĞLAYAN DERE, ELİF UYSAL, NURDAN PAKER, AYŞE EMEL ÖNAL
    YATARAK REHABİLİTE EDİLEN İNMELİ HASTALARIN FONKSİYONEL SONUÇLARI
    FUNCTIONAL OUTCOME OF INPATIENT STROKE REHABILITATION

    Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi 2008; 54(1): 17 - 21.
    [ÖZET]
    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bilimleri Dergisi
    NECMETTİN YILDIZ, ENGİN ŞANAL, AYŞE SARSAN, OYA TOPUZ, FÜSUN ARDIÇ
    İNMELİ HASTALARIN ÖZELLİKLERİ VE FONKSİYONEL SONUÇLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
    CHARACTERISTICS OF STROKE PATIENTS AND THE FACTORS EFFECTING THEIR FUNCTIONAL OUTCOMES

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bilimleri Dergisi 2009; 12(2): 59 - 66.
    [ÖZET]

    [ Ana Sayfa | Editörler | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | E-Posta ]
    Bu elektronik dergi ekranınıza sponsorluğunda ulaştırılmaktadır.