ÜSİ'larında konak organizmaya ait faktörlerin yanında; üropatojen mikroorganizmalara ait faktörlerin de önemli rolü olmaktadır. ÜSİ'larına neden olan mikroorganizmaların çoğu enterik basillerdir. Bu bakterilerin ÜSİ'larına sık neden olmalarında virulansta rol oynayan birçok faktörün etkisi vardır.Çeşitli tipte fimbriyalarının olması, üro-epiteliyal hücrelere adheransın artması, serumun bakterisidal aktivitesine karşı oluşan direnç; özellikle E. coli'de K antijeni ve adezin moleküllerinin bulunması, hemolizin oluşturmaları, endotoksinleri, kromozomal kontrollü ve plazmit kaynaklı beta-laktamazları bu bakterinin hastalık yapma kapasitesini arttırmaktadırlar
13,22. Antibiyotiklerin yaygın ve yanlış kullanımı, antibiyotik dozunun iyi ayarlanmaması, çeşitli enfeksiyonların tedavisinde yaygın kullanımı gibi nedenlere bağlı olarak önerilen antibiyotiklere artan oranlarda direnç gelişimi tedaviyi zorlaştırmaktadır. Çalışmamızda ÜSİ'larında ampirik olarak sık tercih edilen antibiyotiklere önemli oranda direnç geliştiği gösterilmiştir.
Çalışmamızda olguların çoğu kadın hasta (%69,3) idi. Bilindiği üzere kadınlarda; üretranın kısalığı, rektuma yakın olması, mesanenin bakteriyel kontaminasyonu ve kişisel hijyenin kötü olması gibi nedenlerden dolayı üriner sistem enfeksiyonu
daha sık görülmektedir 1.
ÜSİ'larının %95'inden fazlası tek bakteri türü tarafından meydana getirilmektedir ve hastane dışı akut infeksiyonlarda en sık izole edilen etken E. coli'dir. Hastanede yatan hastalardan izole edilen etkenler ise farklılık gösterebilmektedir. Bunlar; Proteus, Klebsiella, Enterobacter, Pseudomonas, Stafilokok ve Enterokok türleri olarak sıralanabilir 9,22. Çalışmamızda Ankara TKİ poliklinikliğine ÜSİ şikayeti olan olgulardan alınan idrar numunelerinden en sık izole edilen mikroorganizma E.coli olarak bulundu. İkinci sıklıkta Klebsiella pneumoniae saptandı. Bu çalışmada sefepim, izole edilen üropatojen E. coli suşlarına karşı etkinliği en yüksek (%98,3) antibiyotik olarak bulundu. Sefepim duyarlılığı oranını Karayay ve ark. %98,7 12, Erdemoğlu ve ark. %97,5 7,8, Altındiş ve Tanır 2 %92 olarak bildirmişlerdir.
Çeşitli araştırmacılar kinolon direnciyle ilgili değişik oranlar bildirmişlerdir. Kinolon grubu antibiyotikler geniş spektrumlu olduklarından bir çok enfeksiyon hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır. Bu çalışmada kinolon grubu antibiyotiklerden siprofloksasin ve norfloksasinin etkinliği sırasıyla %91,8 ve %88,52 olarak bulundu. Kılıç ve karahan 14 siprofloksasin etkinliğini %91,4, Kurutepe ve ark. 15 siproloksasin ve norfloksasin duyarlılığını sırası ile %94,3 ve %93,6, Yücel ve ark. 26 kinolon grubu antibiyotikleri %100, İlhan ve ark. (10) E.coli suşlarında 1997 yılında siprofloksasin direncini %15,1, 2000 yılında %29,5 olarak bulmuşlardır. Bu durum dikkatli kullanılmaları durumunda kinolonların üriner sistem enfeksiyonlarının tedavisinde etkili olabileceklerini göstermektedir.
İdrardan izole edilen E. coli suşlarında amikasin, netilmisin ve gentamisin duyarlılığını %95,08, %95,8 ve %81,9 olarak bulduk. Kılıç ve karahan 14 ise sırası ile %82,2, %65,6, %54,4 duyarlı bulmuşlardır. Özhan ve ark. 17 ise amikasine %86,3, netilmisine %90,2, gentamisine %78,8 duyarlılık saptamışlardır. Otağ ve ark. 16 ise gentamisinde %10, netilmisin ve amikasinde %3 dolayında direnç bulmuşlardır. Altındiş ve tanır 2 gentamisin direncini %54, netilmisin direncini %36 ve amikasin direncini %13 olarak bildirmişlerdir. Sumer ve ark.23 gentamisin direncini %3,3 olarak saptamışlardır. Aminoglikozit grubu antibiyotiklerden netilmisin ve amikasin üriner sistem enfeksiyonlarından izole edilen E. coli'ye karşı duyarlılıklarının yüksek olduğu görülmekle birlikte artan oranda dirençte bildirilmektedir.
Üropatojen E. coli suşlarında en yüksek direnç ampisilin, kotrimoksazol ve amoksisilin /klavunata karşı saptanmaktadır. Çalışmamızda ampisiline %50,8, ko-trimoksazole ve amoksisilin/ klavunata %60,65 oranlarında duyarlılık saptanmıştır. Tosun ve ark. 24 TMP-SMX ve ampisilin'e direncin yüksek olduğunu, Özhan ve ark. (17) E.coli suşlarında ko-trimoksazol duyarlılığını %48,5; Çoşkun ve ark. 5 %35,2, Ekim ve ark. 6 ampisilin direncini %76,4, TMP-SMX %64,4 olarak saptamışlardır. Sumer ve ark. 23 TMP-SMX direncini %27,9, ampisilin direncini %40,8 olarak bildirmişlerdir.
İran'da tip 2 diyabetli kadın hastalarda yapılan çalışmada E.coli'nin Co-trimoksazol, nalidiksik asit ve siprofloksasine dirençli olduğunu bildirmişlerdir 3. İsrail'de Raz ve ark. 20 üriner sistem infeksiyonu etkeni Escherichia coli suşlarında amoxillin direncini % 86,2, TMP-SMX direncini 46,8 olarak saptamışlardır. Portekiz'de ise Poletto ve Reis E.coli direncinin amoksisilin için %74,6 olarak bildirmişlerdir 19.
Bu sonuçlar E.coli düşünülen olgularda ampisilin, amoksisilin/klavunat ve kotrimaksazolün ampirik olarak kullanılmaması gerektiğini düşündürmektedir.
Bu çalışmada izole edilen E.coli suşlarında meropenem duyarlılığını %97,7 olarak bulundu. Erdemoğlu ve ark. 7,8 ise %92 olarak bulmuşlardır. Altındiş ve Tanır 2 imipeneme duyarlılık oranını %97 olarak bildirmişlerdir. Otağ ve ark. 16 imipenem direncini %1,3 olarak bulmuşlardır. İlhan ve ark. 10, Özkan ve ark. 18 imipeneme direnç saptamamışlardır. Bu da bize son yıllarda 3. Kuşak sefalosporinlere, E. coli suşlarında hızlı bir direnç geliştiğini göstermektedir.
Sonuç olarak; birçok in vitro çalışmanın gösterdiği bulgulara bağlı olarak üriner sistem enfeksiyonlarında antibiyotik kullanımında temel ilkelere uyulmalıdır. Sonuçlar değerlendirildiğinde ampirik tedavide ampisilin ve ko-trimoksazole karşı gelişen direnç, her iki antibiyotiğin ÜSİ'larında ilk seçenek olarak kullanılmaması gerektiğini göstermektedir. Bu durum ÜSİ düşünülen olgularda antibiyotik testinin yapılarak tedaviye geçilmesinin kaçınılmaz olduğunu göstermektedir.